22 Mayıs 2014 Perşembe

Merhabalar!
Bu blog'da work and travel'a dair bilgiler bulacaksınız. Yazıma vize görüşmesinden başlamak istedim. Bu süreçte yapılanları gerek ajansınızdan gerek insanlardan milyon kez duymuş olmalısınız. Kendi tecrübelerime gelince;
İstinye bayırında kale görünümlü Amerikan Konsolosluğuna ulaşmak sandığımdan da kolay oldu. Randevum 14'deydi. Fazla erken geldiğim için konsolosluğun karşısındaki emanetçi-kahvehane bozması yerlerden birine oturdum-ve inanın bizi gönderen şirketlerin yaptığı her işi oradaki dükkanlar yapıyor. Neyse kapıdaki güvenlikler randevu saatine göre beni içeri aldı. Sırada beklerken bir görevli kağıtlarımı sıraya koydu. Elimde sadece pasaport, transkript, sevis ve işe alınma belgesiyle beklemeye devam ettim. İçeriye üçer kişilik gruplar halinde alındık, üzerimiz arandı. Bir sonraki aşamada belgelerim sıraya kondu ve yukarı çıktım. Önce bir numara aldım ve parmak izi için sıra bekledim. Parmak izi alındıktan sonra aynı numarayla mülakatı bekledim. Kısacası hep bekledim. Ama öyle böyle bir beklemek değil acayip gergin ve mutsuz öğrencilerle dolu bir bekleyiş. Numaram yandı. 3 no'lu gişeye gittim. Sorular;
Nasılsın?
Hangi eyalette çalışacaksın?
Ne iş yapacaksın?
Daha önce yurtdışında bulundun mu?-Ben eramus yaptığım için bu kısımla çok ilgilendi.
Evcil hayvanın var mı?
Acil bir durumda nereyi ararsın?
Mesai için ücret alacak mısın?
'Your visa has been approved' dedi ve belgelerimi geri teslim etti. Pasaportum ise 3 güne elime ulaştı.
Ben beklerken sadece 3 yazıyla üç kişi red aldı. Sebebi aynı soru beş kez sorulmasına rağmen anlamamış olmalarıydı.Yani anlamış görünüp kısa cevaplar vermek mühim olan. Ağdalı cümlelere, aksan yapmaya gerek yok. Karşınızdaki yapacağınız işe göre yeterli ingilizceniz var mı yok mu onu ölçülüyor.Hadi bakalım, iyi şanslar!